ALİ TÜRKHAZ YAZILARI

SEKSENDÖRDÜNCÜ KİLOMETRE 

29 Ekim 1923 sabahı TBMM oy birliği ile toplanmış olsaydı bugün belki bir İslâm Cumhuriyeti yönetimi altında olabilirdik. Ama lâik bir Cumhuriyet Devleti ve bireyleri asla.
O gün yüz elli sekiz milletvekilinin bir gece önceki tarihi buluşma sonucu arka arkaya aldığı üç kararla bugün çok şükür ayakta durabiliyoruz.
Elbette bunda anayasal ve yasal düzen ile uygulama görevlilerinden bir bölümünün bilinçli ve inançlı kollama ve koruma yurtseverliğinin de rolü büyük. Ama onlara bu inanç ve güveni veren asıl faktör yukarıdaki öğeler den çok “Atatürkçü Düşünce Sistemi”dir. Hani gündelik yaşamımızda Kemalizm ya da Atatürkçülük olarak basit şekilde tanımlanan. ve Kuzey Avrupa ülkelerinden birinde halkın başı sıkışıp çaresiz kaldığında  “Atatürk gibi Düşün” diyerek birbirlerini uyardıkları ve bizim hâlâ bilincinde olmadığımız.
Atatürk Gibi Düşünmek.
Her hangi bir ..izm ya da ..cilik değil. Bir düşünce sistemi. Onun gençliğe çağrısında sıraladığı tümceleri anımsayın bir.
Bir de “Yurtta barış, dünyada barış”,Egemenlik Ulusundur”, ”Cumhuriyet benim en büyük eserimdir” gibi özdeyişlerini. Daha nicelerini.
Fotoğraflarını özenle inceleyin. Siyah-beyazlardan başlayarak tarih sırasıyla. Çevresinde, arkasında ve karşısında olanlara bakın. Kimlerle birlikte yola çıkmış,kimlere karşı mücadele vermiş ve  hangi koşullar altında.Yarı yoldan geri dönenler,yarı yolda başka yollara sapanlar,arkadan vuranlar, tuzak kuranlar, esteklemeler- kösteklemeler. Almanlarla Bolşeviklerin ellerini uzatıp kolumuzu alma heveslerini nasıl kursaklarında bırakmış?
Cumhuriyeti kurarken onun harcına “Atatürkçü Düşünce Sistemi” çimentosu konulmuştur. Bu çimentoyu harcın içine katmadığınız ya da bir esaslı onarımda kullanmadığınızda, bu kutsal bina en hafif sarsıntıda çöker. Türkiye Cumhuriyeti ise öyle bir değişikliğe tahammül edemez.
Anayasa metni ya da özünden bu kavramı çıkarmanın yaratacağı mutlak sonuç işte kaba bir tanımla budur.
Üstelik doğudaki adı konulmamış PKK – Türkiye ve Ermenistan-Türkiye çatışmalarının kıtalar ötesinde ilgili diasporalar tarafından ABD yasama meclislerine empoze edilip kabul ettirildiği bir sırada.
Türkiye Cumhuriyeti artık bir yol ayrımında, bir kilometre taşındadır. Bunun adı Cumhuriyetimizin 84 üncü yıldönümüne rastlayan 84 üncü kilometre’ dir.
1973 yılında Kıbrıs ve Yunan adaları uyuşmazlığı konusunda Yunanistan ile aramızda çıkan çatışma öncesi o ülkeden yana tavır koyan ABD şimdi gerek Ermeni sorunu ve gerekse PKK sorunu konusunda iki cephede birden Türkiye Cumhuriyetinin önünde engeller oluşturmaktadır.
Üstelik BUSH yönetiminin en zayıf ve ABD ekonomisinin en kırılgan olduğu dönemde. Esasen PKK ve Ermeni diasporası da bu zaafı bildikleri için Amerikan Temsilciler Meclisine yüklenmişler ve içeriden yasama gücünü ele geçirmişlerdir.
Şimdi ABD’nin eli zayıf ve blöfü etkisizdir. İran örneği önümüzdedir. Bu ülke açıkça ABD ye kafa tutabilmekte ve ülke bağımsızlığı ile ulus onurunun kollayıcılığını yapabilmektedir.
2007’nin Türkiye’si İran’dan kat be kat daha güçlüdür. Ordusu ve ulusu’nun gücü ise tüm dünyaca bilinmektedir. O zaman bu ürkeklik neden?
Sorun diplomatik koku alma duyusu ya da politik karar verme zaafiyetiı ise derhal bir HALK Oylaması yapılmalıdır.
Tek maddelik.”APO dâhil yaşayan tek PKK’lı sağ kalmaksızın ve ABD ye rağmen IRAK içinde bir operasyona EVET / HAYIR.
Görün bakın % kaç EVET oyu alacaksınız!  Beş OY bizden!
Öteki oyları görelim. Açık olarak hem de. Evet mi, hayır mı?
Cumhuriyetimizin 84 üncü yıldönümü tüm Türk Ulusu’na kutlu olsun!