ALİ TÜRKHAZ YAZILARI

BAŞYAZI

GİDEN YIL,
TANRI VE İNSAN

Nice bebekleri, korunmasız nice insanları, nice umutları heybesine doldurmuş gidiyor.
Masmavi gökyüzünü, şırıl şırıl akan berrak suları, tertemiz havayı, temiz-dürüst ve hakça paylaşım adına ne varsa yıkarak, yakarak uzaklaşıyor.
Ardından bize dün ak dediğine bugün kara çalan, bilimsellikten uzak ilkel beyin mahsulü politik, sosyo-ekonomik ve kültürel bir kirlilik bırakarak kaçıyor.
Bizi sayılar ve renkler arasında birbirimize düşürerek, bize insanlık tarihinin en kötü yöneticilerini bırakarak gidiyor.
Özgürlük, demokrasi, eşitlik, hakça paylaşım, sosyal adalet, üçgen, dörtgen, iki artı iki kavramlarının milyonlarca yıl öteden beri taşların üzerine yontulduğu, ağaçlardan kâğıt üretildiği, bir tuşla tüm evrenin göz önünde belirdiği anlamlarını bir çırpıda silip kayboluyor.
Ey insanlık!
Şimdi geçerli olan “dediğim dedik, çaldığım düdük” felsefesi’dir. “Paranın açamayacağı kapı yoktur” tezinin suya iz düşümü bıraktığı günleri yaşamaktasın.”Adalet” mülkün temeli olmaktan çıkalı kaç yıl olmuş da farkına varmamışız. Gemisini yüzdürebilen kişiye “kaptan” denirmiş meğer.
Yaz mevsimini seviyorsanız, günün yirmi dört saatinde ve her mevsimde bu isteğinize ulaşabilirsiniz. Ya da “keşke her mevsim kış olsa” diyerek eskimolara özenmiş olabilirsiniz. Bu da mümkün. Bir tuşa basmanız ve dört rakamlı bir şifre yazarak bu olanağa kavuşabilirsiniz paranız varsa.
Şimdilik ölümsüzlük değil ama önceden milyonlarca insanın erkenden göç ettiği dünyada tıp ilmindeki yeni buluşlar sayesinde ömrünüzü oldukça uzatmak, bazı hücrelerinizi yenileyerek, yıpranan vücut organlarınızı onarmak mümkün. Aynı bir otomobil gibi yani. Bir motor, bir elektronik cihaz. Ayaklısı ve gezip görebileni.Konuşup düşünebileni..
Düşünebilen mi dediniz?
İşte orada duracaksın babalık! Her ne kadar insan “düşünen bir gelişmiş hayvan” olarak nitelendirilmiş ise de geçmişte, ya da öyle yazıyorsa bazı kitaplarda, işte insanlığın başına ne gelmiş ise bu kavramın ve bu tanımın yanlış olmasından kaynaklanmıştır.
Bir sor bakalım neden?
İnsan aslında “insana, görünmeyen iyi yönleri ile en çok benzeyen yaratık”dır. Kendisinde var olduğuna ve iyi-güzel olduğuna inandığı kavramları karşısındakine yansıyan, özümseten, benimseten, katkı koyan yaratıktır. Kendisi ve hane halkı bolluk içinde karnını kedi-köpekleri ile birlikte kaşırken, birkaç adım ya da birkaç sokak ötede aç yatan insanlar bulunduğunu düşünerek rahatsız olan yaratıktır. Derhal mutfağına, gardırobuna koşarak ne varsa paylaşan yaratık’tır.
Haksızlığa, yanlış olana, eşyanın tabiatına ters olana başkaldıran varlıktır insan. Azınlığın çoğunluk üzerinde baskısına, toplumları topluluk, insanları hayvan sürüleri gibi yönetenlere direnen yaratıktır. Bir düşünsenize, Tanrı kavramını yaratan kimdir? Elbette insan.
O halde İNSAN TANRI’DIR. Birleştiren’dir, çoğaltandır, üretendir, sevgi ve saygı anıtıdır çevresindekiler karşısında.”Ben” yoktur sözlüğünde “sen” ya da “o “ vardır. Aşağılama, kişiliği ve onuru ile oynama, kendini tatmin gibi hayvansal güdüler yerine hoşgörü, öğreti, anlayış, kazanma, iyi olanı da kötü olanı da -kaderde, kıvançta ve tasada ortak yani-yetileri bulunandır.
İşte” ölümsüzlük” denilen ulaşılmaz gibi görülen hedefe erişmenin sırları.
Bu sırlara eriştikleri içindir ki bir Mevlana’mız, Yunus Emre’miz, Dadaloğlu’muz, Pir Sultan Abdal’ımız, Uğur Mumcu, Kışlalı, Tütengil, Nazım Hikmet ve Mustafa Kemal Atatürk’ümüz var.
…Ve daha bu satırlara sığamayacak kadar çok sayıda ölümsüz insanlar.
İşte insan’ın tanımı.
Ne kadar insanız, ne kadar uzun ömürlü ya da duyarlı?
Kaç kişiyiz çevremizde birbirine benzeyen ve insan olmak için bir şeyler yapan?
Safları sıklaştırın- en büyük varlık olan İNSAN a ulaşmak için. Çoğalın, çoğaltın, birleşin, isyan edin köleliğe, okur-yazar koyunlar olmadığınızı kanıtlayın kendini insan sanan ve insan çobanı olduğun aptallığı ve hastalığına yakalananlara.
2008 yılı da gidiyor ötekiler gibi ardına bakmadan. Yakarak, yıkarak, söndürerek ocakları.
Ocağınızdaki ateş, bacanızdaki duman, kalbinizdeki sevgi ve daha önemlisi insan olmanın onuru tüm sevdiklerinizle birlikte ölümsüz olsun.

En derin saygılarımla.