BAŞYAZI
BİLGE’LİK ÜZERİNE
BİRKAÇ SATIR…
“Kendine egemen olabilmektir bilgelik” diyor Euripides.
Roma’nın bu tanrı’lara karşı çıktığı, bu yüzden dışlandığı ve uzun yıllar boyu açık denize ağzı açık, insanlardan uzak bir mağarada yalnız yaşamayı seçen, az konuşan, somurtkan ozan sonunda bir söylentiye göre statüko tarafından bir vahşi köpek sürüsünün önüne atılmış ve paramparça edilerek vahşice öldürülmüştür.
Aslında onun Roma Tanrıları ile ters düşüşü, bugün de kuşakları yaşayan dogmatik düşünce sahiplerinin ve Aristo mantığının sahiplerince yanlış algılanmasından kaynaklanmıştır.
Tanrıların Sarayının eleştirilmesi, Tanrıların eleştirilmesi anlamında yorumlanmış, buna çanak yalayıcıların tahrikleri de eklenince evet ile hayır arasında “belki” sözcüğünün yaşam bulması bugün bile erginliğe ulaşabilmiş değildir.
Bugün bile çevremizde bu ikilem arasında kalan düşünceler bazen radikal, bazen safsata ve bazen de suç olarak karşımıza çıkmaktadır.
Söz gelimi dinimizin İslam olması İsa Peygamber’in bazı sözlerini ve Hıristiyanlığın bazı ilkelerini de hoşgörü ile karşılamamıza engel olmamalı. “Size bir tokat vurana öteki yanağınızı da çevirin” diyen sözü bize Mevlana’yı, Hacı Bektaş’ı Veli’yi, Yunus Emre’yi anımsatmıyor mu?
Varsıl ile yoksul’un aynı metrobüste seyahat etmesi pek mi aykırı?
Ümmet sözcüğü ile kul sözcüğünün dinsel anlamına karşılık olarak birinin peygamber ötekinin Tanrı ağzından çıkmış olması dışında ne farklılığı var?
Kasabanın bir mahallesinde cami, ötekinde kilise, bir başkasında havra, diğerinde cem evi olması kimseyi rahatsız etmemeli. Hepsinin yollarının sonunun Tanrı katına iyi bir amel ile çıkmak olmasının ötesinde din kurallarının birçoğunun hele hele Müslümanlık dini ile ilgili ilke ve uygulamalarda insan(kul)ın fizik ve ruh sağlığı ile kendisi ve toplumla, yönetenler ve yönetilenler arasında saygı, adalet, eşitlik ve ortak mutluluk hedefinin yattığını düşünmeye ve buna inanmaya başladığınızda bilge oldunuz demektir.
Çok kitap okumak, çok yer gezmek, çok yazmak ve çok konuşmakla bilge olunmayacağının bilincine varıp bu niteliklerin yanında “kendine egemen olabilme” kavramının içinin doldurulmasının önemi ne kadar büyük!
Ne demiş o büyük insan “eline, diline, beline egemen ol!”
İşte bilge olmanın gizemi burada.
Bilmem bu gerçeği kavramak ve yaşam biçimi olarak benimsemek için Euripides olmaya gerek var mı?
ELİNE, BELİNE VE DİLİNE EGEMEN OLMAK BİLGE OLMAK’TIR.