ALİ TÜRKHAZ YAZILARI

1 DAKİKA

İÇERİDİKİLER VE DIŞARIDAKİLER

Adam içerde.
Seçim hakkı verilmeden önüne konan bir kağıt parçasının bir kutusunu mühürlemeyi içine sindiremediği için.
Hiç tanımadığı,bilmediği,hırlı mı hırsız mı olduğu hakkında bilgi sahibi olmadığı kişileri kendisini yönetmeleri için  “seçme hakkı”nı kullandırıldığından aklının ırzına geçilmesinden dolayı akıl ve ruh sağlığını yitirmiş.
Üstüne üstlük her gün ve her gece renkli camda kendisiyle alay edercesine göbeğini kaşıya kaşıya milyarları götürmenin utanmazlığı içinde yurtseverlik edebiyatı yapmakta.
Birer dürüstlük,yurtseverlik abidesi edası ile gerdan kırmakta,ekran dövmekte.
Adam içerde.
Bu olan bitene seyirci kalamadığı için.Bozuk düzenin çarkına çomak sokmaktan tutuklu adam.Ya da kadın,fark etmez.Sabaha karşı yeşil plakalı araçlar ya da gece yarısı beyaz gömlekli amca’larca derdest edilmiş.Adam içerde.Cinsiyeti önemli değil.
Ya içeride 12 metrekarelik üç ranzalık bir odada,ya bir koğuşa doldurulmuş Napolyon’lar,Hitler’ler,ünlü sanatçı,sporcu ve öteki ünlülerin bedeniyle beynine,ruhuyla gönlüne fazlaca girdiği ve onların kişilikleriyle bütünleşmiş .Deli diyorlar böylelerine veya tutuklu.
Bir de dışarıdakiler var.
Oturduğu koltuğa sıkıca yapışmış.Öyle bir yapışmış ki o koltuğun bir parçası olmuş artık.Suratı da kemikleri de sesi de görüntüsü de o koltuğun ikizi olmuş adeta.Ayırd edemezsiniz.
Bir koltuğa bakın,bir de adama.
Ahşap ya da metal malzemesiyle,kumaş ya da deri kaplaması ile ,oyma ve desenleriyle kuaförden yeni çıkmış genelev kadınlarına benziyor tıpkı.Bu benzetme bile o kadınları aşağılamak olur bir yönüyle ama,neyse.
Adam oturduğu yerden gülümsüyor mu yoksa yelleniyor mu belli değil.Konuşuyor mu ,büyük abdestini mi ediyor siz tahmin edin.
Dudaklarından dökülen her süzcük ve tümce birer lağım çukuruna akan kanalizasyon atığı aslında.
Ama o kadar süsleyip püslüyor ve o kadar kırıtıyor ki,sanırsın gerçek.
Çalıyor,çırpıyor,kaçırıyor,kovalıyor,sıkıştırıyor,bir de güzel oda parfümü yayıyor ki odaya,sanırsın,insan üstü bir varlık.
İçinden de “Bu kadar salağı bir arada tutan bu aklımla bin yaşayacağım elbet.Ayna ayna benden büyük,benden akıllı,benden zeki hırsız var mı?diye soruyor içinden.
Sonra da haykırıyor:
-Adalet yok,yargı bağımsız değil,bizi rahat çalıştırmıyor,80 kişilik gözetleme kulesi var çevremizde.Rahat bırakmıyorlar ki rahatça iş(!)yapalım.Adalet istiyoruz,adalet istiyoruz.
Bize dokunmayan bin yıl yaşasın diyebileceğimiz bir adalet istiyoruz.Öyle bir adalet istiyoruz ki bizim koynumuza girsin,bizim haremimizde yaşasın,bizim yatak odamızda olsun sadece.Bizizm ADALET’İMiZ OLSUN!
İçerdekinin elinde bir gazete var okuyup yazdığı ve bir televizton kanalı “TUTUKLU”
Öteki içerdeki ise yerde uzanmış bir başka içerdekini çevirirğ çevirip kalın gözlükleriyle mırıldanıp duruyor,ters çeviriyor.
Soruyorlar kendisine;
-Hazret ne yapıyorsun orada?
-Gazete okuyorum.Bu önümde yatmış insan kılığında gördüğünüz şey insan değil bu günkü gazete.
-Ya şu kapı arkasında çöp kovasının içindeki adam ne?
-O da dünkü gazete !
İçerdekiler ve dışarıdakiler.
Kim akıllı ,kim deli?
Kim yurtsever ve namuslu,kim hırsız ve vatan haini?
Varın siz karar verin artık ama sadece içinizden.Dudaklarınız bile kıpırdamasın.Zira sizi de bekliyor içeride birçok tutuklu.
Kalın dışarıda ama özgür,dürüst,yurtsever .Ama 1968 li ama 1978 li fark etmez.