ALİ TÜRKHAZ YAZILARI

BİR DAKİKA

KURŞUN ADRES SORMAZ

Onurlu kararlar mermi gibidir.Namlu yatağında güven içine,masum.
Emrini beklediği tetik ve tetiği tutan el,dokunan parmak, serinkanlı,kararlı, kendinden emin olmalıdır.
Mermi onurludur,geriye dönmeyi bilmez.
Dokunan parmak ve ona hükmeden beyin ne kadar  isterse istesin bir mermi kadar cesur,kararlı ve mert olamaz.
Merminin namluyu terk ettikten sonra geri adım attığı görülmemiştir.
Biri  içindeki barutun nemlenmesi ,ateşleyici düzeneğin hasar görmüş olması,öteki ise namlu içinin aşırı kirlenmesi sonucu namlu şişmesi ve  dağıtması olasılıkları dışında.
Ama mermi namludan çıktıktan sonra hedefe ulaşamamış,kısa,uzun ya da yana hedeften sapmıştır,o başka.
Ya da ateş eden el öyle düşünmüştür.Amaç hedefe isabet değildir de sadece ürkütmektir karşıdakini.
Her hal ve olasılıkta da bir gerçek vardır ki o da mermi geriye dönmez.Ha,karşıda beton bir duvar vardır ve o duvara işleyemez de geri dönerse o başka.
İşte o zaman merminin geri dönüşünde nereye isabet edeceği ya da düşeceği belli olmaz.Onu ateşleyen elin sahibini de vurması olanaklıdır.
Bunun dışındaki olasılıkları ancak sanal sahnelerde ve gerçekdışı filmlerde görebilirsiniz.
Bir de  boş silah için hedefe yöneltildiğinde “şeytan doldurur” deyimi vardır ki o da bambaşka bir sorundur.
Siz boş bilirsiniz namlunun içini.Kendiniz boşaltsanız bile bir mermi ya da fişek kalmıştır içinde namlu yatağının,o kadar emin doğrultursunuz ki en sevdiğiniz insana  -şaka olsun diye-
…gümm.!Yere serilmiştir kanlar içinde.
Aç kalmış geniş halk yığınları da öyle.
Örgütlenmemiş olsa da ve böylesi daha tehlikeli aslında.Tunusta başka,Mısırda başka,ama Libyada bambaşkadır.
Köşeye sıkıştırılmış kedi gibi,akrep gibi.
Başka çaresi yoktur saldırmaktan ve yağmalamaktan.Ne din dinler ne iman açlık denilen şey. Kaçını öldürebirirr,kaçını toplu mezarlara gömebilir ve kaçını hapse atabilirsiniz.Daha önemlisi ne kadar içerde tutab ilirsiniz?
Çare?Çare mermi ile açlığı bir köşeye çekip onun gücüne dokunabilmektir,sağduyulu  yaklaşmaktır.
Mermiye,kediye,akrebe,açlık ve yoksulluk sınırının da altına düşmüş halk yığınlarına  uygar bir yaşam için gereken ortak ve eşit gelir olanağı,vergi adaleti,devlet hizmetlerinden eşit yararlandırma gibi enstrümanlar derhal harekete geçirilmelidir.Kazanın içindeki su ısınmakta,kurbağalar sıcaklığın farkına varmaya başlamış bulunmaktadır.Hem de bunlar kazandan erken fırlayıp Ergenekon ve balyoz ağlarına düşenlere göre çok büyük sayılarda ve hapishanelerimiz ise yeterli değildir.
Gazı birikmiş bir coğrafyanın yanardağ artrelerinden biri üzerinde yaşamaktayız.Lavlar sokaklara doğru ilerlemeden ,cop,dipçik,gaz tabancası kullanmaya geek kalmadan,izleme ve dinlemeyi bir yana bırakarak milyonlarca yoksul ve işsiz,emekli ve kartlı-kartsız,namazlı-namazsız ayrılmadan bu  potansiyel patlama önlenmelidir.
Çare vardır ve vakit geç değildir.Demokrasi, adalet, eşitlik ile kuzey Afrika-orta doğu ekseninde olup biten ,süregelenleri iyi okumakla bu iş çözümlenebilir ancak.