Politika iş yaşamı, bürokrasi, medya toplumsal yaşama ilişkin gözlemler, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şu dizesini çağrıştırıyor “Ey benim dev memleketimde cüceler emziren acayip memleketim.” Cüceler alçalarak yükselenler, sürüngenleşerek köşe dönenler, ne yazık ki ülkeyi sarmışlar. Ülkenin kaynaklarını emerek, yurtdışı güçlerin iş birliğine soyunarak, kutsal değerleri, inançları sömürerek ülkemizin geleceğini de karartıyorlar.
Cüceler, alçalarak yükselenler yaman; kendi aralarında dayanışıyorlar; çıkar bölüşümü yapıyorlar, dış güçlerin taşeronluğuna soyunuyorlar. İyileri yeteneklileri tavsiye ediyorlar. Halkın gelişmesini, düşünmesini, gerçekleri görmesini önlüyorlar. Para, medya, siyasal ve bürokratik mevkiler ellerinde.
Ülkemizin neyi eksik? Doğal zenginlikler, coğrafi önemi, tarih, kültür mirası, fiziki özelliklerimiz var. Peki niçin gelişmekte olan bir ülke olarak nitelendiriliyoruz? Her konuda gururumuzu kırıyoruz? Onurlu davranamıyoruz? Batı ya karşı eziğiz? Bağımlı bir ülke aczi içindeyiz niçin? Eksiğimizi açık söyleyeyim insanımız; değer yargıları ile davranış biçimleri ile bilgi ve kültür düzeyi ile insanımız! İşin acı tarafı, giderek erdemlerimizi, meziyetlerimizi, hasletlerimizi de yitiriyoruz.
Niçin bu duruma düştük? Eğitim sistemimi? Aile gelenek ve göreneklerimi? Din sömürüsü, din bezirgânlığımı? Tarikat, aşiret, cemaat bağlarımı? Politikacıların çapsızlığı, çıkarcı davranışlarımı? Bu konuların ciddi biçimde araştırılması, yanıtlanması gerekir. Cücelerin; alçalarak yükselenlerin desteklediği sözde bilim adamları, dış patentli bilim adamları, bunu yapamazlar. Ancak kendilerini destekleyen iç ve dış odakların çıkarları doğrultusunda rapor hazırlarlar. Açık söylemeliyim ki; bugün ülkemde yaşayan insanların önemli bir bölümünü, davranış olarak, taşıdıkları değer yargıları itibarıyla ülkeme, tarihimize, bu ülke için savaşmış, canını vermiş olanlara, yaraşır, yakışır, layık görmüyorum.
Nitekim batılı emperyal güçler de bu zaafı, eksikliğimizi görüp, bir yandan terör tehdidi yaratıyor, öte yandan özelleştirme, yabancı sermaye uyutması ile yerli işbirlikçilerle birlikte ülkenin servetine, geleceğine el koyuyorlar. Halkımız bunları seyrediyor, hatta alkışlıyor. Bu oyunlara karşı koyanları da dışlıyor!..
Türkiye’nin sorunu “KALİTELİ İNSAN SORUNUDUR, DÜZGÜN, DOĞRU İNSAN SORUNUDUR…” denildiğinde alınganlık gösteriyor. Ucuz milliyetçilik de yapmayalım. Daha özverili işler yapalım. “Ne aldım?” sorusunun peşinde olmayalım, “Ne verdim?” sorusunu yanıtlamaya çalışalım.
Kimler siyasal mevkii, para, servet kapıyor, kimler yoksulluk sınırında yaşıyor diye düşünelim. Bu ülkeye yaraşır, yakışır insanlar olmaya çalışalım. Özür dilerim; Ülkemize yeterince yakışmıyoruz, bazılarımız ise hiç yakışmıyor!..
Sayın okurlar; yukarıdaki söyleşi Öztin Akgüç’ün 04-Kasım–2007 Pazar günkü Cumhuriyet’teki köşesinden alıntıdır.
Bu öneri ve düşüncelerin altına imzamı atıyorum ve bu yazıyla bağlantılı olabileceğini düşünerek Atatük’ün NUTKU’ndan bir bölüm aktarmak istiyorum.
Nutuk; “Ulusa karşı bir görev; direnişin, uğraşın ve davranışların hesabının ulusa verilişi; devrimlerin nedenlerinin anlaşılması; geçmişte kalan imparatorluğun öyküsü ve gelecek nesiller için dikkat edilecek noktaların açıklamalı anlatımıdır.”
“Nutuk Atatürkçü Düşünce sisteminin temelidir. Türklerin bir ÖVÜNÇ yazıtıdır.” Nutuk’tan 5 Madde:
1-“Saygıdeğer ulusuma şunu öğütlerim ki, bağrında yetiştirerek başının üzerine çıkaracağı kişilerin kanındaki, vicdanındaki özmayayı çok iyi incelemelidirler.”
2-“ İnsanlıkta dini duygu ve bilgisi ve her türlü boş inançtan arınarak gerçek bilimin ve tekniğin ışığıyla olgunlaşmaya kadar, din oyuncularına her yerde rastlanacaktır.”
3-“Baylar, günlerdir anlattığım uzun ve ayrıntılı sözlerim, tarihe mal olmuş bir çağın öyküsüdür.”
4-“Ulusumuz için ve ulusumuz yarınki çocukları için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirlemiş isem kendimi mutlu sayacağım.”
5-“Bugün ulaşılan sonuç: Türk ulusuna yüzyıllardan beri çektiği acıların, yarattığı uyanıklığın sevgili yurdumuzun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Gençler… Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizlersiniz…”
Onu bu 10-Kasım’da da saygıyla anıyorum…
Ayrıca Prof. Erdal İnönü’ye de rahmetler diliyorum.