TRAFİKTE CESARETMİ CEHALET Mİ?
Değerli okuyucular; söyleşimize son üç yılın istatistik verilerini vererek başlayalım istiyorum.
Yıl 2005; kaza sayısı 570.025, ölü sayısı 3195, yaralı sayısı 123.977, yıl 2006, kaza sayısı 664.540, ölü sayısı3365, yaralı sayısı 135.224, yıl 2007, kaza sayısı 740.456, ölü sayısı 3459, yaralı sayısı 150.600! Bu sonuca göre kaza, ölü ve yaralı sayısında giderek artış var. Bir de Avrupa istatistik verilerine bakalım; 48 ülke arasında en yüksek kaza ve ölüm oranı Türkiye’de.
350 milyonluk Avrupa’da kaza ve ölü sayısı bizdekinin üçte biri kadar. Avrupa’daki araba sayısı, 70 milyonluk Türkiye’deki araba sayının on katı.
Bu düşündürücü sonuca göre çözümsüzlük nerde? Öncelikle şunun altını çizelim ki, bilgi toplumu ile bilgi toplumu insanı arasındaki çelişkinin ayrıcında değiliz. Eğitim, bilgilendirme, iletişim ve yasal yaptırımlar konusunda yetersizliğimiz var. Bir soru ile sürdürelim konumuzu; sürücülerin yüzde kaçı gerçek bilgi sahibi? Sürücü adaylarından yüzde kaçı ilk sınavda belgesini alıyor? Yüzde kaçı üç-beş-on kez sınav sonrası sürücü belgesini alabiliyor? En önemlisi anne- baba, çocuğun yetersizliğinin ayrıcında mı?
Bu bağlamda bir haberi sizlere örnek olur diye sunmak isterim: İngiltere’de bir bayan girdiği 32inci sınavında sürücü belgesini alıyor, eşi alamaz, bu belgeyi hak etmedi, ben asla onun arabasına binmem ve kullandırmam diye tepki koyuyor. İşte bilgi toplumu olma aşamasına gelmiş örnek!
Geçen gün Trafik Yasasında bazı değişiklikler yapıldı. Nasıl yapılmasın ki; Irak’taki, Afganistan, Pakistan’daki katliamları aratmayan trafikte ölümler Türkiye’de, günde sadece kayıtlara geçen onlarca ölü ve yaralı! Verilere göre, ölümlü kazaların yüzde doksan altısı(%96) alkollü sürücülerden kaynaklanıyor. Bilgi toplumu aşamasına gelmiş uygar ülkelerde en ağır para cezaları, yaptırımları trafik suçlarına!
Daha yeni alkollü sürücüye 750 lira ceza geliyor. Biz Urla Kent Senatosu olarak 10 yıl önce 1998’de bir milyar olması gerektiğini önermiştik, TBMM’si Trafik Yasa Komisyonuna. Ne acıdır ki, Türkiye’de mal, para insan değerinden daha değerli tutulmakta. Yineleyelim; Ülkemizde tüm illerde üniversite var, trafikteki dehşet kayıplarını aza indirgemenin yolu, bilgilendirme, yeniden pekiştirici eğitim, bütün sürücülere ulaşacak iletişim ağı kurulmalı.
Sürücü şunun ayrıcında olmalı ki; kullandığı araç dört lastik üzerinde dört teğet çizgi çiziyor. Trafik biliminde cesaretin yeri yok, cehalet hiç affetmez. Yaşamak varken, cenazem şatafatlı olsun demek bilinçli insana göre değil!
Yunus Emre’nin bir sözü ile bitirelim söyleşimizi…
“Bilim kendin bilmektir,
Sen kendin bilmezsin,
Bu nasıl okumaktadır.” Veya bilimdir diyelim! Bayramınızı kutlar, kazasız, belasız günler dilerim…
|