SİGARA İÇME VE İÇMEME ÖZGÜRLÜĞÜ
Klasik tanımla; kişinin özgürlüğünün sınırı, bir başkasının özgürlüğünün sınırının başladığı yere kadardır. Bu tanım, bu çerçeve gerçek yaşamda uygulanabiliyor mu ülkemizde? Bir örnekle konumuza başlayalım; konumuz “SİGARA İÇME ÖZGÜRLÜĞÜ” olsun: Yine Orhan Hançerlioğlu’nun “Düşünme Tarihi” kitabından bir alıntı yapalım: “Yüzyıllarca önce, kuzeyden gelerek Balkan yarımadasının güneyine inen İyon, Dor ve Eolya boyları, buraları ele geçirerek yerleştiler. Çobanlıkla geçiniyor, eşitlik ve özgürlük içinde yaşıyorlardı. Bolluk vardı ve yoksulluk bilinmiyordu. Düzeni doğal yasal yasalar sağlıyordu. Devlet, yasa, dış baskılar yoktu. Hemen hiçbir suç işlenmiyordu. Bana karşı da hiçbir ceza düşünülmüyordu. Mutluydular.”
Sayın okurlar; Bu mutlu insanların yaşadığı tarihi de şöyle belirliyor yazar; İsa’dan önce 700. yüzyıllar. Kanımca Balkanların güneyi de Trakya ve Ege’yi de içine alan bölge olsa gerek. Özgürlük kavramı hakkında yapılması gereken ilk belirleme, insanın sosyal, aklını ve bilincini kullanan bir varlık olduğu gerçeğidir. İki bin yedi yüz yıl öncesine göre, günümüz insanı daha çok çevresini, başkalarını etkileyebilecek konuma getirilmiştir.
Fakat yaşadığımız dünyada ben- biz- öteki’inden üstünlük anlayışları ve keyfilikler, sorunlar yaratmaktadır. İşte bu bağlamda yasal güvenceler getirilmesi zorunluluk haline gelmiştir.
Yaşanan gerçek şu ki; “SİGARA İÇME” ve “SİGARA İÇMEME” özgürlükleri arasında çatışmalar kaçınılmaz olmakta. Birden çok kişinin bulunduğu alanlardır. Sigara içmeyen de “burası benim sigara içmeme özgürlük alanımdır” dayatıcısı konumundadır ve bu çatışmalar süregelir yıllarca- ta ki sigaranın insan sağlığını kesin olumsuz etkilendirdiği, hatta öldürdüğü bilimsel kanıtlanınca içilmemesi gerekli alanlar belirleninceye dek.
Örneğin; okulda, ailede, ulaşım araçlarında, toplu eğlence ve dinlence yerlerinde içilmesi yasalarla sınırlandırılmıştır. “Pasif içicilerin de, gerçek sigara içicileri kadar sağlıkları tehlike altındadır” savı doğrudur. Şimdi 17 Temmuz 2009 tarihinde genel tanımıyla “TÜTÜN” kullanma yasağı uygulamaya girecektir.
Sayın okurlar; Bu köşenin yazarı olarak, belirtmeliyim ki 25 yıl sigara kullandım, 22 yıldır da içmiyorum - ölümcül bir alışkanlık aracı olduğuna inandığım için!
Kesin kanım şu ki; halkın azımsanmayacak bir kesimi “milyonlar” sigara ve tütün mamulleri kullanmakta. Bu sayıyı sıfıra indirgemenin kısa sürede olanağı yoktur. O halde kitlelere düşen tavır ne olmalıdır? Başında da değindiğimiz gibi bu bir “ALIŞKANLIKTIR!” Alışkanlıkları bırakma kişinin dayanma gücüne “İRADESİNE” doğrudan bağlıdır. Kişinin; fiziksel yapısına, sosyo- ekonomik konumuna, kültürel yapısına, eğitim konumuna göre farklılıklar gösterir. Bundan böyle, içmeye – kullanmaya devam eden yurttaşlara ikinci sınıf insan anlayışına kapılmamalıyız, kırıcı ve aşağılayıcı tepkilere yönelmemeliyiz. Ancak ülkemizde bir gerçek var ki; hiçbir yasa ve yönerge tam amaca uygun gerçekleştirilmemekte, endişem burada düğümlenmekte!
Bu madde kimilerine göre; acıların, sıkıntıların, üzüntülerin azaltıcısı – rahatlatıcısı- unutturucusu olarak algılanır, bu anlayış da onların düşünce özgürlüklerinin gereği olarak karşılanması gerekir diye düşünmekteyim. Tüm yurttaşlara sağlıklı bir yaşam dileğiyle mutluluklar dilerim…
|