ÜZÜMSÜ MEYVELER
Üzümsü meyveler adı altında söyleyeceğimiz; Çilek, Ahududu, Böğürtlen, Frenk üzümü, Mersin, Kızılcık gibi meyve çeşitleridir. Bu meyveler insan sağlığına yaptıkları katkının öğrenilmesiyle son yıllarda yoğun talep görmeye başlayan bir meyve türüdür. Ülkemizde bu türlerin içinde ticari yetiştiricilik açısından en büyük paya sahip olan çilektir. Ancak Ahududu ve Böğürtlenin son yıllarda özellikle Avrupa pazarında talebi artmış ve önem kazanmıştır. Özellikle gelir düzeyi yüksek Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri tarafından ilgi görmektedir. Buna bağlı olarak bu ülkelerin ahududu ve böğürtlen ithalatı ile üretim düzeyleri sürekli bir artış eğilimindedir.
Ahududu ve böğürtlen meyvelerinde ise son yıllarda artan bir yetiştiricilik göze çarpmaktaysa da henüz istenen ve beklenen düzeyde değildir. B. Türkiye çilek yetiştiriciliğinde son yıllarda yaptığı atılımlar sayesinde 160.000 ton ile yedinci sırada yer almaktadır. Diğer türlerde, ne yazık ki, henüz istatistikler girebilecek düzeyde bir üretimimiz yoktur. Ancak yapılan çalışmalar ve üreticilerin arayışları bu türlerin tarımının gelecekte artabileceği düşüncesini doğurmaktadır. Özellikle frenk üzümü ve Yaban mersini (LİKAPA) önem kazanan türler arasına girdiği gözlenmektedir.
Çilekte önde gelen ithalatçı ülkelerin Avrupa birliği üyesi ülkeler olduğu dikkati çekmektedir. İthalat değerlerine göre ilk onda yer alan ülkeler listesinde Avrupa Birliği üyesi olmayan sadece iki ülke (Kanada ve A.B.D) bulunmaktadır. İhracatçı ülkelerin başında İspanya yer almakta ve tam 423.929.000 Amerikan doları tutarında gelir elde etmektedir.
Ahududu ve böğürtlen türlerinin uluslar arası dış ticaretteki değerler düşüktür. Fakat önemlerinin anlaşılmasıyla ilişkili olarak her geçen yıl artmaktadır. Ülkemizde ahududu olarak tanımladığımız meyve türler İngilizcede “Raspberry”, Almancada “Himbeere” ve Fransızcada “Framboisier” olarak isimlendirilmektedir. Ülkemizde bazı satış noktaları ve bazı alıcılar tarafından ahududu meyvesine “framboğaz” denmektedir. Bu isim, bilindiği üzere, ahududunun Fransızca ismidir.
İthalat değerleri ile miktarları oranlandığında kg fiyatının 3-5 Euro (6,5-11 TL) düzeyinde olduğu hesaplanacaktır. İyi düzeyde seyreden ahududu ve böğürtlen fiyatı, Türk çiftçisinin de üretim desenini oluştururken dikkate alması gereken türlerdendir.Yandaki resimlerde Viyana pazarında Mayıs ayı sonundaki fiyatları görebilirsiniz.
Türkiye uluslar arası ahududu ve böğürtlen pazarından pay alabilecek potansiyele sahiptir. İklim özellikleri ve meyvelerin hassasiyeti gereği önemli bir faktör olan pazara yakınlık en önemli avantajıdır.
Uluslar arası pazarda değer bulan diğer bir üzümsü meyveler grubu frenk üzümü ve bektaşi üzümü grubudur. Bu meyve türlerinin sağlık açısından önemlerinin son yıllarda fark edilmesi, özellikle alım gücü yüksek batı ülkelerinde, talebin artmasına yol açmıştır.
Ancak henüz rakamlar düşük düzeydedir.
İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ
Ahududular, meyve olgunlaşma zamanı ve meyve verme sıklığına göre olmak üzere iki guruba ayrılır. Yazlık çeşitler yıl boyunca sadece yaz ortasında meyve vermektedir; buna karşın sonbahar çeşitleri veya yediveren çeşitler olarak bilinenler yaz ve sonbahar olmak üzere iki dönemde ürün vermektedir. Ancak yaz verimliliği biraz düşük, sonbahar verimliliği ise yüksek düzeyde gerçekleşir.
Ahududular bunun haricinde renk ve büyüme özelliklerine göre de sınıflandırılabilir. İyi güneş gören ve iyi drene edilmiş hemen hemen tüm topraklarda ahududu yetiştiriciliği yapılabilir. Bahçe tesisinde; sıra arası mesafe 2-2,5m sıra üzeri mesafe ise 60-80cm şeklinde planlanabilir.
Dikim aralığının belirlenmesi çesit özelliği, su kullanımı, örtü altı veya açıkta yetiştiricilik ve destek sistemlerine bağlı olarak değişmektedir.
Taban suyu yüksek ve çok geçiren kumlu araziler hariç diğer toprak tiplerinde ahududular yetiştirilebilir. Ahududular 5.8 ile 6.6 pH sınırları içersinde çok iyi gelişme gösterirler. İlkbahar aylarında toprağın çok ıslak olması nedeniyle sonbahar toprak işlemesi tercih edilmektedir.
Böğürtlenler tüm toprak ve iklim şartlarına adapte olma özelliğine sahiptir. Düşük kış soğuklarına dayanıklı olmalarına rağmen geç donlardan zarar görmektedirler.
SAĞLIK AÇISINDAN ÖNEMİ
1989 yılından beri "nutraceutical" veya "functional foods" terimleri gıda veya gıdanın bir bölümü olarak belirtilen ve tıbbi veya sağlıkla ilgili faydalar sağlayabilen maddeler için kullanılmaktadır. Özellikle üzümsü meyvelerde çok yoğun bir şekilde bulunan fenollerden ellagic asit (antikanserojen), flavon ve flavonoidlerden (antioksidan) antosiyanin, quercetin, kaempheol, myricetin en önemli "nutraceutical" veya "functional foods" değerine sahip bitkisel kimyasallardır.
Ellagic asit, kuvvetli bir antikanserojen/ antimutagenik etkiye sahip bir fenolik asit olup, antibakteriyel ve antiviral etkisininde olduğu belirlenmiştir.
Bölgemizde tarım toprakları maalesef çok küçük parsellerde ve çok kıymetli. Bu küçük parsellerde mutlaka ekonomik açıdan daha kıymetli yeni alternatif üretim yollarını üreticilerimizin araması gereklidir. Bu konuda en iyi çözümlerden biri de Üzümsü meyveler grubuna giren meyveleri örtü altında yetiştirmek olabilir.
Tüm üreticilerimize bereketli günler dileğiyle..
Kaynak: Hüdai Yılmaz-Şadan Yakut /2007
|