UYANIN MİLLET UYANIN! (2)
Pazar günlerini sevmiyorum artık. Eskiden bütün haftanın yorgunluğunu attığım, ailecek birlikte olup keyifli zamanlar yaşadığım pikniktir, gezmedir birlik olduğumuz, gerine gerine uzandığım, gazetemin en ufak ayrıntısına kadar okuduğum, kovboy filmi izleyip çocukluğumun en maceralı zamanlarına döndüğüm, ayıptır söylemesi mangalı kurup iki tek attığım haftanın en değerli en güzel gününü sevmiyorum artık. Hatta pazarın yaklaşması bile tüylerimi ayaklandırıyor.
Irak olsun
ırak olsun ölüm bize uzak olsun.
Yandı bağrım istemeden
Düştüm de geldim.
Yetti canlar
Gayrı bu son durak
Savaşlara neden, neden gerek olsun.
(Sümer EZGÜ)
Geçen hafta 13 askerimiz bu hafta 12 askerimiz. 16 Ocak 2007 de Diyarbakır Lice’deki yılın ilk şehidinden bu güne 114 şehit daha verdik.
Şehitler, Kuvay-i Milliye Şehitleri…
Vatan şairi, üstat Nazım Hikmet Kurtuluş Savaşı’mızda Emperyalizme ve onun kuklası içteki ve dıştaki düşmanlarımızın şehit ettiği vatan evlatları için böyle yazmıştı ya bugün yaşasaydı ve emperyalizmin oyuncağı olmayı kabul etmiş ve onlar tarafından her türlü destekle kendinden emin hareket edenlerin şehit ettiği Mehmetçik için ne derdi acaba? Sanırım hiç çekinmeden, gevelemeden yine aynı tanımı kullanırdı:
Şehitler, Kuvay-i Milliye Şehitleri…
Türkiye yaklaşık 24 yıldır, ara verilmiş bir savaşın devamını yaşıyor. Biz Kurtuluş Savaşı’mızın zaferle bittiğini biliyorduk. Yanılmışız, savaş bitmemiş. Bizim galibiye-timizi sadece maçın ilk yarı sonucu gibi görenler varmış biz bundan habersiz kalmışız. O gün zaferimizi kabul edip bizi Milletler Cemiyeti’nde alkışlayanlar meğer içlerine atmışlar yenilginin öfkesini. Düşmanlılarını ortaya koymak içinse sadece fırsat kollamışlar. İşin en üzücü yanı 1919’larda düşmanlarımız en azından açıkça düşmanınızız diyecek kadar onurluydular. Bugün düşman olduklarını bir yana bırakın ağızlarından “dost, müttefik, stratejik ortak” lafları düşmüyor. O günlerde savaşın cepheleri vardı en azından, şimdi ise ne cephe belli, ne düşman, ne dost belli ne işbirlikçisi!
Televizyonu açıyorum, her kanalda birbirinden derin uzmanlar derin saptamalar yapıyor. Büyüklerimiz durmadan toplantılar yapıyor. Gazeteleri açıyorum, her köşe yazarı terör uzmanı olmuş. Senaryolar, tahminler, projeksiyon tutmalar vb. Sokaklarda ellerinde bayraklalar, Atatürk posterleriye, pankartlarla yürüyen acıyı yüreklerinde paylaşanlar. Sokaklarda peşinden ağlanan cenazeler. Evlerde ise ağıtlar… Evlerde ise boğazda düğümlenen lokmalar, helvalar…
Telefonum çalıyor, bir arkadaş “İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda toplanıyoruz” diyor. Bir mesaj yazarken başka bir mesaj geliyor “saat 21.30 da ışıkları kapatıyoruz” diyor. Eğitim-İş’ten birbiri ardına telefonlar. Bir telefon geliyor “Eğitim-İş olarak ne yapıyoruz?”diyor, anlatıyorum ki, Urla ADD’den arıyorlar “saat üçte meydandayız” diyor. Bir gözüm ekranda, bir gözüm yaşlı. Kafamı aşağı yukarı salladığımı fark ediyorum, pazar günlerini sevmiyorum artık!
Terör maskesi ile devam edilen Kurtuluş Savaşı’mızda bize karşı her türlü dolambaçlı yol, her türlü riyakârlık, her türlü arsızlık, her türlü ihanet yani ne ararsınız var. Öyle ki Türkiye’yi köşeye sıkıştırıp kendilerince uyutulan bizim içinse reddedilen Serv’i diriltme çalışmalarının bir parçası olarak yürütülen terörle bir yere varamayacağını gören kuklalar ve kuklacılar son ve büyük planlarını ortaya koymaya başladılar. Geçmişte sağcı-solcu, sunni- alevi çatışmasıyla hedeflerine yürümeye çalışanlar bugün terörü zirveye çekerek ülke bütünlüğünü Türk-Kürt çatışmasıyla parçalamayı hedef almışlardır. Kuklacılar oynattıkları kuklalarla iç içe geçmiş, etle tırnak olmuş, bir ulusun değerli bir parçasını diğer değerli parçasıyla kan davalı hale getirmeye çalışıyorlar. Çeşitli kereler çeşitli şekillerde ekemedikleri düşmanlık tohumlarını şimdi sürekli can alarak, her şehre, her köye, her mahalleye cenazeler göndererek yapmaya çalışıyorlar.
Uyanın millet uyanın, yeni oyun, bizi sabrımızın son haddine getirip, bizim gibi düşünmeyenlere, bizden farklı olanlara, başka şehirlerden olanlara karşı düşmanlık göstermemizi sağlamak. Biz üzüldük, bizim canımız yandı. Bizim! 73 milyonluk bizim acımız, bizim kanımız. Uyanın millet düşman birbirimiz değiliz, düşmanın farkına varın. Bizi birbirimize düşürüp kendi emellerini gerçekleştirmeye çalışanların ekmeklerine yağ sürmeyelim. Sakin olmalıyız, her zamankinden daha çok sakin olmalıyız. Tavrımızı düşmanlarımıza göstermeliyiz. Mesajlarımızı düşmanlarımıza vermeliyiz. Biz komşumuzla dün komşu olmadık. Asırlardır bu topraklarda beraberiz. Beraber ağladık beraber güldük. Çanakkale’de de beraberdik, Erzurumda’da da. Antep’te de beraberdik, İzmir’de de. Sakin olmalıyız!
Uyanın millet uyanın! Uyanın, uyanalım bu ölüm uykusundan! Yeni oyun bizim ne kadar sağlam durabileceğimizi göstermenin denemesidir. Gün herkesin net olması gerektiği zamandır. Gün açık konuşmanın, açık tavır almanın zamanıdır. Bu beladan hepimiz birlikte, sakin ama kararlı bir Kuvay-İ Milliye duruşuyla kurtulacağız. Bu beladan hep birlikte “YETER!” diye haykırarak kurtula-cağız. Bu beladan hep birlikte:
“TERÖRE, TERÖRİSTE, DESTEKÇİ-LERİNE, KAYNAKLARINA, YALAKALARINA, TERÖRE KARŞIYIM ÂMÂ’CILARI-NA” LANET OLSUN! diye haykırarak kurtulacağız.
Bu beladan üreterek, ürettiğimizi adilce paylaşarak, okullaşarak, fabrikalaşarak, sevgiyle, saygıyla, birlik- beraberlik duygu-suyla “HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN!” diye haykırarak kurtulacağız.
Güneşli günler göreceğiz, çocuklar! Büyük Atatürk’ün çizdiği aydınlık yol önümüzdeki tek gerçek yol haritamızdır. Bu haritaya dün inandık barış içinde geleceğe uzandık. Bugün ihtiyacımız olan bir şey varsa o da yanlış giden her işimizde onun gösterdiği yoldan devam etmektir. Yine de açıklayıcı bir şeye gereksinim duyarsak açalım NUTUK’u bir kez daha okuyalım. Okuyalım ve farkına varalım ki ulusal birliğimizin de, vatan bütünlüğümüzün de, egemenliğimizin de, iç barışımızın da tek garantisi; kendimize, birliğimize, bütünlüğü-müze, kararlılığımıza, gücümüze inanmamızdır!
Uyanın Millet Uyanın! Bir Cumhuriyet Bayramı’nı daha kutlayacağız, coşkuyla, kıvançla. Ama bu bayram olsun oturup düşünelim, Cumhuriyetin bize kazandırdıkları karşısında biz Cumhuriyet için neler yaptık? (Dilerim aynaya içinizi rahatlatacak bir cevap verebilin.)
Hepimizin Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun