ERDOĞAN KARABIYIK YAZILARI


    ölü kent günlükleri

                     

    hey hey yine de hey hey

    hiçbir yere ait olamadım hiçbir zaman
    kendi içimde hep göçebe yaşadım
    sürü içinde bir koyun olmaktansa
    sığlığın sıradanlığın ve körlüğün
    eli kolu bağlı tutsağı olmaktansa
    hep yalnız yaşamayı yeğledim
    acısını çekmek ne güzel özgürlüğün
    derinliğin duyarlılığın sıra dışılığın
    acısını çekmek ne güzel aydınlığın

    ölü kentte yine kol geziyor ispiyoncular
    ölü kentte göğün gözleri yerin kulakları var
    ama yüreği yok ihanetin yüzü yok
    sallasan ispiyonculara değecek-beni bağışlayın
    kalabalığın içinde kendimi çırılçıplak sanıyorum
    iki büklüm kapanıp yalnızlığıma sığınıyorum
    bu eşitsiz koşullardaki yarışı siz kazandınız
    ben yitirdim kutlarım sizi kendinizi alkışlayın

    ben
           yazın öğretmeni
    ölü kentin tanrılarına başkaldırmış
                     delik deşik yüreğini
                      avuçlarında taşıyan çocuk
                                    düşe kalka yaşayan çocuk
    göz yaşlarından şiirler damıtan çocuk
    ben
    o yasak kitabın yazarı
            ölü kentin yalnız gezeri
                                           bir gün
    diri diri gömdüğünüz gömütümden çıkacağım
                         ve ardına dek açacağım
                                             kilitli tüm kapıları
    maskeler düşecek özüne dönecek her şey
    ölü kentin ortasında bir ateş yakacağım
                                hey hey yine de hey hey