BİR DE BENDEN DİNLE YORUMU
Ben, Mustafa Kemal'im,
19 Mayıs 1919, Samsun doğumlu;
Ali Rıza oğlu, Zübeyde'den olma.
Böyle çağırılırım ben; Ahiret'te, Dünya'da
Ve TÜM ANADOLU'DA.
Sizler de, böyle çağırın beni.
Ben, bir defa gittim HAVZA'YA,
Bir defa toplandık AMASYA'DA,
ERZURUM'DA, SİVAS'TA ve ANKARA'DA.
ULUS'UN İRADESİNİ öne çıkardık,
Göksel iradeyi yere indirdik AMASYA’DA.
Ve böylece yendik, KÖTÜ KADERİ DE.
23Nisan 1920'de; TBMM’Nİ açtık;
HIYANETLE, AÇLIKLA ve SEFALETLE
Ve dahi, düşmanlarla savaştık.
VATAN nedir bilmez Osmanlıya,
VATAN'I öğretmek için;
ÇANAKKALE'DE öldük, öldük ve öldürdük,
Yeniden yeniye DİRİLDİK.
Durdurduk Viyana bozgununu,
ALLAHUEKBER'DE, buz yedik.
Arabistan'da, Yemen'de, Irak'ta ve Suriye'de,
ÜMMET olan Osmanlı;
Dersaadet'te, “Kavmi Necibi Arap” derdi...
Ve Araplar dahi, bu sözle,
Böbür ,böbür böbürlenerek,
Ümmet'i Muhammed’i bir kenara fırlatıp,
“Bizler, soylu Arap Kavmiyiz” derdi.
MARMARA'DA Anzavur oldu,
KONYA'DA Delibaş oldu,
İZMİT'TE, Halife Ordusu Osmanlı.
Kudurdu İHANET, kudurdu UŞAKLIK; kudurdu KÖLELİK,
Kudurdu da KUDURDU.
Vatan HAİNİ ve düşmanlar, TÜRK'Ü yok etmek için
Tek cephede birleşti, dört cephemizde, dört ordu.
Ve sizler, ey efendiler
Karınları tok, sırtları pek olan!
İNÖNÜ'LER'DE, SAKARYA'DA,
ÇİĞİLTEPE’DE, DUMLUPINAR’DA...
KANLA, ATEŞLE VE GÖZYAŞI İLE vurulduk
Ve dahi VURDUK...
Haksızlığa HÜKÜMLÜ Osmanlıya,
Hak nasıl alınırmış, ULUS ne demekmiş öğretiyorduk.
VATAN dedik, uğruna öldük,
ULUS dedik, ONURUMUZU BAYRAK YAPTIK.
Parayı, şöhreti ve şanı, bir kenara bıraktık.
HAK! dedik, HAKKA taptık.
ÖZGÜRLÜK ve BAĞIMIMSIZ TÜRKİYE dedik.
Bu ONURLU KAVGA'DA;
İdam hükümleriyle yargılandık!
Sokaklarımızda; çakşır, potur, şalvar ve camadan.
Gencecik KIZLARIMIZ, simsiyah BEZLER içinde.
Türban, sıkmabaş, peçe ve çarşaf.
Sanki, caddelerimiz 'de binlerce OY TORBAS.
Ezanlarımız, niçin Arapça okunur;
Nedir bu Milletvekillerinin halleri böyle!
Torpil, avanta, soygun ve talan
suç olmaktan çıktı mı, Ne oluyoruz, NE?
BİZLER, ranzalarda yatardık,
Öğrenci sıralarında sürdürürdük,
Cihana karşı savaşlarımızı.
Bulgur Pilavına, soğanla dalardık,
O'nu da bulduğumuzda, önce şükrederdik TANRIMIZA.
Beleş, KUCAK bilgisayarları almazdık,
Tek paltoyla geçirirdik kışı, ÇİFT KİŞİ
Onun için de, HİÇBİR KUCAĞA OTURMAZDIK.
DÜNYAYI OTURTURDUK KUCAKLARIMIZA.
BİZLER; DÜYUN'U Umumiye'yi kovmadık mı, NE.
Nedir bu; AY, EM , EF!
Kahkonen, Koterelli, Mokadam ve
Kuruger diye çağrılan MADAM!
Ne işleri var, BUNLARIN BURADA?
YOKSA YOKSA bağımsız değil mi ÜLKEM?
Limanlarımızda yabancı gemiler,
Hava alanlarımızda yabancı filolar.
Vatan hainlerine, bunca itibar neden,
Bağımsız değil mi yoksa yargımız!
Resimlerimi şehir, şehir gezdirip,
Anma günleri düzenlenir iken sizler;
Devrimlerim çökertiliyor birer, birer.
Dini, içinizde saklı tutun dedim;
Çıkarmayın imamları camilerden,
Utancımdan bakamıyorum ŞEHİTLERİMİN yüzlerine.
Kadın eli sıkmayan kaymakamlar, savcılar ve YARGIÇLAR!
Üniversiteler açmıştık, DEVRİMLER yapmıştık sözde,
Elin ideolojileri ve DOGMALARI için
Niçin dövüşüp duruyorsunuz, Okullarda, Caddelerde ve her yerde!
Soylu bir ULUS’UN ÇOCUKLARIYIZ, unutmayın;
Bir kurtarıcı gelir diye de kendinizi avutmayın.
Efendiden Efendiye satılan köleler,
Kurtarıcı beklerler EFENDİLERDEN!
Mezra , mezra, köy köy, şehir şehir gezin ülkemizi,
Yolluk, TAHSİSAT beklemeden!
Her izbede, bir mumunuz yanmalı,
OKULSUZ BİRTEK MEZRA BİLE KALMAMALI.
İstedikleri istasyonlarda indirtmeyin, özel amaç güden YOLCULARI!!
Şam’da, Amman’da gördünüz,
Peygamber gelinini ve Suriye gelinini.
ONURLU, Sade ve Şık, Saçları, Rüzgâr’da DALGALI.
İleriye, güzele ve bilime yönelin,
Önünüzde, ÇAĞDAŞ TÜRK KIZLARI olmalı,
Devrimlere aykırılık, HAK ve HÜRRİYET olamaz...
Hürriyet ve hak söylemi ile DEVRİMLER BOĞULAMAZ!
Her sene, yeniden yeniden, BENİ SAMSUN'A çıkartmayın.
Devrim düşmanlarına karşı kavgada,
HER KÖY; HER ŞEHİR, HER KÖŞE; HER BUCAK,
BİRER SAMSUN OLMALI,
Ulusal günlerimizde, ANITKABİR'İN bahçesinde,
Sergiler açın, oyunlar oynayın,
Müzik şölenleri düzenleyin.
“MOZAİK! MOZAİK”! masalları'na, da kanmayın;
Bir bütün halinde BİRLEŞTİRDİK ANADOLU'YU.
ÖNCE, HALKLA BÜTÜNLEŞTİK;
SONRA DA VATAN'I BÜTÜNLEDİK..
Akılları sıra; GAFLET, DALALET ,
Ve hatta HIYANET’İ oynuyorlar.
Kanla ve imtihanla bütünleşti TÜRK ULUSU.
KAN ve KILIÇLA çizildi VATAN'IN SINIRLARI.
Unutulmasın ki; hiç de söylemedi demesinler;
Kanla kurulan, kılıçla çizilen,
OYLA VE OYUNLA BOZULAMAZ
Gayrı benden söylemesi.
YABANCILARIN öğütleriyle,
Testiler ve küpler su ile dolmaz..
Unutursanız ULUSAL HAFIZANIZI;
Her on senede bir,
Başınıza gelmedik FELAKET kalmaz!
Ne yapsalar, neyleseler, nitselerde
Kölelikten bir türlü kurtulamazlar.
Kadınlarımıza, kızlarımıza SON SÖZÜM:
Kılık, kıyafetle namuslu olunamaz.
Her çağda, her yerde ve her kılıkta,
En yiğit, en efendi, en fedakâr senidin.
At başından TÜRBAN'I, Arap işi çarşafı,
Tesettürü at, kaldır gül yüzünden peçeyi.
At başından bezleri, başından SIKMABAŞI;
Ne çabuk unutuluyorsun, GÖNLÜ YÜCE TÜRKKIZI,
SENİNLE KAZANDIK BİZ; KURTULUŞ SAVAŞINI.