YİNE SANA TAPARDIM!
Yaşasaydın Karacoğlan çağında,
Âşık olur, diyar, diyar gezerdim.
Yaşasaydım cennet irem bağında,
Varlığını duyarak, yine sana gelirdim.
Çiçek olsan, arın olur gelirdim,
Ölüm olsan, seni yaşam bilirdim.
Tabib olsan, hastan olur gelirdim,
Göz kırpmadan, bıçağına yatardım.
Balık olsan, sana deniz olurdum,
Yangın olsan koynuna sokulurdum.
Yolcu olsan, yol olur serilirdim,
Çarmıh olsan üstüne gerilirdim.
Yağmur olsam, toprağına yağardım,
Yıldız olsam, gözlerine ağardım.
Özleminle hep ağladım, sarardım,
Kıyamette, yine sana gelirdim.
Irmak olsam sana doğru akardım;
Orman olsan, ateş olur yakardım.
Güneş olsan, göz kırpmadan bakardım,
Tanrı olsam, yine sana tapardım.
***
BİR GELİVER YETER.
Sensizlik dağında bir eşkıyayım,
Elimde sevdanın özlem tüfeği.
Belimde GÜL kılıç KARANFİL hançer;
Tenha koyaklara pusu kurmuşum.
Sensizlik dağının eşkıyasıyım;
Yapayalnızım, yüreğim yanık.
Yıllar yılı bıkmadan usanmadan,
Yollarını gözetleyip durmuşum.
Kul olmak vakiken bir tek sözüne,
Özlemin aklımı almış, götürmüş.
Sensizlik dağına tutsak olmuşum.
Çıkma karanlık akşamlarda yollara,
Gülücüklerini alır, kaçarım,
Gelme, Tanrı aşkına gelme bu dağa,
Başına bin türlü işler açarım.
Apansız önüne çıkıveririm,
Seni alıp ta kaçıveririm,
Kalbimi söküpte saçıveririm.
***
GÜL DEMESİNLER BANA!
GÜL! Dersen çocuklara, kıkır, kıkır gülerler,
GÜL! Dersen ihtiyara, bahçede Gül’e gider.
GÜL! Dediler mi BANA; hüngür, hüngür ağlarım,
Aklıma SEN gelirsin, SEN gelirsin A GÜLÜM.