SEDEF KANDEMİR

Kalabalığın içinden sıyrılıp, dönüp arkamı yürüyüp gitmek isterdim. Söyleyeceklerini içinde tutup; sonsuza kadar susanlar gibi.
Durup arkama baktım. Öyle çok şey anlatılmıştı ki; “Benim bütün bunlara katacak neyim olabilir ki?” dedim. Arkamda sonsuzluğa uzanan bir yaşam öyküsü ve önümde kısa bir umuttan başka neyim var?
Dünyayı saran uğultulu bir kalabalığın ortasında durup, çekinerek parmağımı kaldırıp, “Bir dakika, bir şeyler söyleyebilir miyim? Müsaade eder misiniz?” der gibiyim.
Zaten bir zaman diliminin sonuna yaklaşan bu dünyada, süren savaşların ve olabilecek felaket senaryolarının arasında yaşayıp giderken, hayatımız değişiyor tıpkı mevsimler gibi. Devletler var olmak adına halklarını bölük bölük işsizliğe, parasızlığa, yokluğa itiyorken; insanlar geleceklerini düşünürken kara kara, inançlarını kaybetmiş bir medeniyet salyalar akıtarak, “Dünyayı istiyorum, dünyayı istiyorum. Dünya benim olmalı...” diye saldırırken çaresiz halkların üstüne ve laboratuarlar da oturup bazıları ‘Daha düzenli nasıl yok edebiliriz dünyayı?’ diye çalışmalar yapıp, yeni silahlar icat ederken, aileler çocuklarını tek başına bilgisayarların önüne oturtup umursamazken, artık telefonsuz söyleyecek sözümüzün kalmadığı bir zamanda hepimizin, “Benim söyleyeceklerimin ne önemi var? Yine de dinleyecek birilerinin olduğu umudu ile buradayım. Yazıyorum, yazıyorum, yazıyorum…

Ankara’da doğup, üç yıl süreyle Almanya’da yaşayıp. Liseden sonra Julius-Maxımılıams-Universitat würzburg’da sürdürmek istediğim eğitimimi yarım bırakarak yurda döndüm.
Ege’de sürdürmeye devam ediyorum yaşamımı, İstanbul ikinci vatanımdır annemden yadigâr. Edebiyat ise yaşam biçimim…
e-mail :

BÜTÜN YAZILARI

Pencereyi Kapat