KORSAN
Çocukluğumuzda erkek arkadaşlarımız oynardı çoğunlukla, korsancılık!... Evden aşırdıkları lastikleri tek gözlerini kapatacak bir şey yaparlar, kulaklarını dışarıda bırakacak şekilde annelerinin eşarplarını başlarına bağlarlar, sopadan kılıçlar ellerinde, evimizin arkasındaki incir ağaçları da gemileri olurdu, bağrış çağrış savaş yaparlardı. Bazen iyi korsanlar olup insanlara yardım ederlerdi.
Yıllar önce bir gün kaldırımın birinde bir kitap sergisi gördüm, bir genç vardı başında, pek çok kitap ilgimi çekti, fiyatları çok ucuzdu. Eve gelince eşime söyledim, hemen “korsandır” dedi; Ama açıkta satılıyordu, korsan lafını duyuyordum yasal değil ya el altından gizli gizli satılıyor sanıyordum, çok şaşırdım. İkinci el kitap satan yerlerden çok kitap aldım, ama hiç korsan kitap almadım.
Daha fazla kitap alabilmek için, çoğunlukla “kitap fuarlarını” seçeriz, listemizi hazırlar, hatta eşimle pazarlık ederiz; fuar öncesinde evden, kaç kitap bir yere, bir köye, bir kütüphaneye verirsek, o kadar yeni kitap satın alma hakkımız olur.
Bu yıl kendi başıma “çiçek fuarına” gittim, yeni bir şeyler görürüm ümidiyle, gezdim, çıkacağıma yakın tek bir stantta kitap satıldığını gördüm. Kitap fuarından alacağım dediğim kitaplardan bazıları gözüme ilişti, % 50 indirimliydi üstelik. Duraladım, ama bir fuarın içindeydi, arkalarında bandrolleri vardı, başındaki kişiye sordum; “Kitap fuarında bile %20-25 indirimle satılan kitapları nasıl %50 indirimle satıyorsunuz, yoksa korsan mısınız?” diye.
Adam gülümsedi, “Biz yayınevlerinden doğrudan alıyoruz, siz internetten alsanız zaten 14 YTL.ye alacaksınız biz 11 YTL.ye veriyoruz, elbette korsan değiliz.” Dedi. Ben de kitap fuarını beklememe gerek kalmasın deyip 3 kitap aldım. Eve gelince eşim, indirim miktarını duyunca yine “korsandır” dedi.
Olmadığını ispatlamaya çalıştım ama ikimizde korsan olup olmadığından emin olamadık. Turgut Özakman’ın “Diriliş” kitabında son formalarda bazı boş sayfalar vardı. Eşim iş edindi, İstanbul’a gittiğimizde yayınevini buldu, kitabı değiştirmek, eksiksiz olanını almak için. Ama, yayınevinden “Bu kitap korsan, değiştiremeyiz” yanıtını aldı.
Ödediğim fişi bulup üzerindeki telefon ve adresi aldım, İzmir’in başka bir ilçesinden bir kitapçı...
Yasal bir fuarda, fiş vererek, kitabın arkasında bordrolu, kapağın içinde de, “Bu kitabın yayın hakkı yazarıyla yapılan sözleşme gereği Bilgi yayınevine aittir. Kaynak gösterilmeden kitaptan alıntı yapılamaz, yayınevinin yazılı izni olmadan radyo ve televizyona uyarlanamaz. Oyun, film, elektronik kitap, CD ya da manyetik bant haline getirilemez, fotokopi ya da herhangi bir yöntemle çoğaltılamaz.” Diye yazıyordu.
Bu hırsızlığın dik alasına, kim “korsan” adını koymuş ve yasalar bütün bu haksızlıklara nasıl bir şey yapamıyor? Anlayamıyorum.
Biz okumaya yetişemiyoruz. Onlar kendilerini evlerine kapatıp vızır vızır yazıyorlar, birileri hazıra konuyor. Ve bütün gayretimize rağmen, bu haksızlığa bizi de ortak ediyorlar. Ayşe Kulin, Nermin Bezmen ve Turgut Özakman’dan özür diliyorum.
Ama ilk fırsatta o kitapçıya gidip, gözümün içine baka baka söylediği yalanın hesabını soracağım.
|