EKMEĞE SAYGI
Yaşamımızın olmazsa olması elbette su ve hava… Türk milleti olarak buna bir de ekmek ekleyebiliriz. Evimizde ekmeğimiz illaki olmalı. Adeta sabahları gözümüzü açar elimizi ekmeğe uzatırız, ama bir lokma ekmeğin ne emek, ne alın teri ile elde edildiğini hiç düşünmeyiz.
Her öğünde taze ekmek isterken, bir tek buğday tanesinin nasıl bir yolculuktan sonra sofralarımıza ulaştığını bilsek de hiç aklımıza getirmeyiz. Hep yedekli bulunmak adına, çoğumuz yiyebileceğimizden çok daha fazla ekmek satın alıyoruz, sonra bayatlayanlar haydi çöpe…
Elbette mutfağında çeşitli yollarla bayat ekmeğini değerlendiren hanımlarımız var ama yine de çöp varillerinin yanında torbalar içinde, ya da köpeklerin dağıttığı çöpler arasında bolca ekmek görmek mümkün.
Sanırım mayalama ve pişme yanlışları yüzünden ekmek en çok iki gün dayanıyor, sonra yeşil yeşil küflenme başlıyor, sağlık açısından çok çok tehlikeli olduğu bilinince de hemen çöpe atılıyor, oysa aynı gün tüketilemeyen ekmeğin yüzlerce evet yüzlerce çeşit değerlendirmesi olabilir. “Bu milli servet, ekmeğe sahip çıkmak bütün ev hanımlarının görevidir” diye düşünüyorum.
Evlerde ziyan olan ekmek ne kadar büyük olursa olsun esas zarar; restoran, hastane, okul, fabrika gibi toplu yemek yenen yerlerde yapılıyor. Restoranlarda ekmeğe ayrı bir ücret ödeniyor ama ne kadar yersen ye… Onun için de gözümüz doymadan karnımız doymuyor, yiyebileceğimizden daha fazla ekmek alıyoruz, hele hele açık büfelerde…
Bazı restoranlarda, fabrika yemekhanelerinde masa ortasındaki kapalı bir kutuda ekmek sunuluyor, istenildiği kadar almak mümkün. Kalanın atılması da gerekmiyor.
Ekmeğin gramajını, fiyatını onaylayan belediyenin işi orada bitmemeli. Toplu yemek yenen yerler için belediyelerde bir birim kurulabilse, ekmekler (örneğin) gün aşırı çöp toplanır gibi toplansa, sonra hayvan barınaklarında, çiftliklerde değerlendirilebilse… Fırınlarda ve bakkallarda kalan ekmekleri görüp, satabilecek kadar ekmek üretmelerini sağlayabilse, kişi başı hesapları yapıp fırınlara kota koyabilse, halkı bilinçlendirici kampanyalar başlatabilse…
Önümüzde yerel yönetim seçimleri var. Ekmeklerin değerlendirilmesi, çöplerin cinslerine göre ayrıştırılması ve geri dönüşümlerinin sağlanmasını programlarına alan ve bu konuda gerçek bir çalışma ve sonuç belirleyen yönetici adayı benim oyumu alır, pek çok hanımı da kalbinden fethedeceğini biliyorum
13-14 yaşlarındaydım. Çok sıcak bir yaz günü balkonda sokağı seyrediyordum. Sıcaktan sokak çok tenhaydı, 8-9 yaşında hırpani kılıklı, yalınayak bir çocuk süratle koşuyordu, epeyce arkasında da irili ufaklı 3-5 çocuk da onu kovalıyordu. Öndeki çocuk aniden durdu, geri dönüp yerden bir şey aldı, üç defa öpüp başına götürdü sonra elindekini yanından geçtiği balkonun duvarının üstüne koydu ve aynı hızla koşmasına devam etti. Kaçmasının sebebi neydi bilmem ama, yerdeki ekmeğin üzerinden atlayıp geçemeyen bu çocuğu hiç unutmadım. Şimdi, yıllar sonra, ne oldu da ekmekler yol kenarlarında sürünüyor?
İşte size herkesin bildiği iki ekmek yemeği tarifi;
Ekmek böreği; bayat ekmekler dilimlenir, evde kalmış peynir ve lor yumurta maydanoz veya kuru nane biraz sıvı yağla karıştırılıp ekmeklerin üzerine bolca sürülür, üstten ısıtılan bir fırında peynirler pembeleşinceye kadar pişirilir.
Ekmek Tatlısı: Bayat ekmek dilimleri çırpılmış yumurta ve su karışımına batırılıp kızgın yağda iki tarafı da kızartılır. Önceden kaynatılıp soğutulmuş şerbete atılıp çıkarılır, dövülmüş cevizle süslenir.
|