SEMRA NOMAK YAZILARI


TELEVİZYON BAĞIMLILIĞI

 

            Televizyon evlerimize gireli yaklaşık 30 yıl oldu… Öyle bir girdi ki artık “onsuz olamaz hale” geldik. Üstelik sadece oturma salonlarında değil, yatak odalarında da bulunduruyoruz.

            Son yıllarda bir dizi furyasıdır gidiyor. Çok emek verilerek, düşünülerek, büyük paralar harcanarak gerçekleştirilen dizilerin yanında; uyduruk, kaşla göz arasında çekilivermiş dizilerde ekranlarda zaman zaman yer alıyor. Hemen hemen her gecemiz tutulduğumuz dizilerin sayesinde parselleniveriyor.

Gündüzleri de elişi, yemek, sağlık programlarına daha çok radyo izler gibi evimin işini yaparken izlerim ama şu ara evlendirme programları birçok kanalda uzun uzun yer alıyor, zaplayıp geçiyordum ta ki bir kahvenin önünden geçerken okey oynayan beylerin gülüşerek böyle bir programı seyrettiklerini görünceye kadar.

Hanımlar saatlarca “Biri bizi gözetliyor, gelin-kaynana” vb. gibi abuk-sabuk yarışmaları nasıl seyrediyor diye merak ederdim ama bu “izdivaç” programlarını görünce iyice şaşırdım. Formatını (örneğini) başka ülkelerden aldıkları programların en saçması, olmazı bu İzdivaç programları diye düşünüyorum. Kültürümüzde “çöpçatan, dünür başı” gibi kavramlar vardır. Nedense evlenecek yaşta, yalnız kalmış kimseleri baş-göz etmeye bayılırız. Tanıştırmalar, arabulmalar derken yuva kurma yolunda adımlar kendiliğinden gelişir. Yurt dışında kimse kimsenin işine karışmadığı için böyle programlar kullanılıyor olabilir ama bizde böyle bir şey gerekli mi?

Bu programlarda en çok konuşulan şey para pul… Niye ise ekrana çıkıp eş arayanlar şıkkıdı şıkkıdı oynayıp göbek atarak kendini tanıtmaya başlıyor, sonra evleri, arabaları, maaşı, sigortası gündeme geliyor. Kadın erkek herkes karşısındakini önce maddi yönden garantiye alma çabasında. Duygular, sevgi, saygı, güven, sonra düşünülecek şeyler gibi görünüyor.
Yaşlı başlı insanlar program sunucusunun alaycı, kinayeli, dalgacı tavırlarıyla karşılaşıyor. Talibi olanlar, seyircilerin önünde ilk defa karşılaştığı insanla ne konuşacağını bilemeden birbirini sözlü sınava sokuyor, hemen arkasından arkada bir daha konuşmaya alınıyorlar ve sonra karar anı!

Giysi alıyorlar sanki… Daha oracıkta “bu talip olmazsa, başkasıyla görüşeceğim” diyebiliyor veya kaç talibi varsa hepsinin arasından birini seçebiliyor. Orta yaşlı bir bey “ekmeğini getiriyorsam, benim her tür davranışımı kabul etmelidir” diye aradığı hanımın sadece sindirim sistemi ile evlenmeyi düşünüyor, hali vakti yerinde olunca da epeyce bir talibi oluyor.

Önce, “Hanımlar!... Bu şekilde bir evliliği nasıl kabullenirsiniz?” diye silkelemek istedim hepsini ama bu yazıyı yazmaya karar verince “izdivaç” programlarını seyrederken, Beylerin asıl mağrur olduğunu gördüm. Beyler! Bankamatik kabini misiniz siz?

Bu programları, çocuklar seyrediyor, gençler seyrediyor, onlara örnek olacak bir noktası var mı? Orta yaşlılar seyrediyor, eğleniyorlar mı? Hayatı bu kadar ciddiyetsiz, şıkkıdı şıkkıdı gösteren programlar kime ne katkıda bulunuyor? İçki içerek günün dertlerini unutmak isteyenler gibi, uyuşturucu kullananlar gibi, uyuşmak için; çevremizdeki olumsuzlukları görmemek için seyrediliyor herhalde bunlar. “Reyting” denilen şeyi hiç aklım almıyor ama seyredilmeyen programları kaldırıyorlar yayından.

Gelin hep birlikte kadın-erkek, “onurumuzu, gururumuzu, duygularımızı, ananelerimizi korumak adına” kapatalım o programları, seyretmeyelim.