CÜCÜK’LENDİK
Eski evlerde, önü perdeyle kapalı bir ocak altı bulunurdu. Soğan patates sepetleri de bu ocak altında, perdenin arkasında dururdu. Soğan patates sonbaharda toptan alınır bütün kış yenirdi. Rutubetli kış günlerinin sonunda patates ve soğanlar sürüp filizlenmeye başlayınca anneannem cücükledi derdi…”
Bu kışın yağmurları ile biz de neredeyse cücükledik. Üst üste birkaç yılın kuraklığından sonra hiç beklemediğimiz kadar yağmur yağdı. Küresel ısınma lafları kuraklıkla kendini gösteriyor deniliyordu. Oysa köy yollarındaki kör çeşmeler, kurumuş küçük dereler şırıl şırıl akmaya başladı, barajlar doldu, kuyuların seviyeleri yükseldi, toprak suya doydu.
Korkarım bunların sonucunda yine suyla ilgili vurdum duymalığımız ortaya çıkacak, bol bulunca yine şarıl şarıl akıtarak her damlasının ne kadar değerli olduğunu unutacağız. Gelecek sene de aynı yağışların olacağını kimse garanti edemez. Uzmanlar kavurucu bir yaz bekliyor.
Bunları biliyor musunuz?
Vücudumuzun % 60’ı su, Beynimizin % 70’i su, Kanımızın % 80’i su…
Hiçbir şey yemeden yaklaşık 1 ay yaşayabiliriz oysa susuz 1 hafta bile dayanamayız.
Gezegenimizi kaplayan suların sadece % 3’ü temiz ve içilebilir durumda ve biz içilebilir suların ancak % 1’ine ulaşabiliyoruz.
Evimize giren temiz suların ¼’ü (% 25’i) tuvaletin sifonu için kullanılıyor.
Bir kez sifon çekmek 10 litre, Bir kez çamaşır yıkamak 37 litre, 10 dakikalık bir duş 132 litre,
Musluğu kapatmadan diş fırçalamak 15 litre, Musluk kapalıyken diş fırçalamak 1 litre su harcıyor…
20. yüzyılda dünya nüfusu 3 katına çıktı, su kullanımı ise 6 kat arttı. Bu yüzyılın ortasında 3 milyar insan daha nüfusa eklenecek, birçok bebek su sıkıntısı çeken ülkelerde doğacak… Ankara ve Konya önümüzdeki 15-20 yıl içinde tamamen susuz kalabilir... Amerika, Çin ve Rusya’da bazı yerleşimlerin 5 yıldan daha kısa bir sürede susuz kalacağı söyleniyor.
Dünyada milyonlarca insan günde 10 litrenin altında suyla yaşamak zorunda, her 5 insandan biri temiz içme suyundan yoksun yaşamını sürdürüyor.
Birleşmiş milletler raporuna göre her 15 saniyede bir çocuk susuzluğun neden olduğu hastalıklardan hayatını kaybediyor.
Söylenenlere göre, yakıtsız kalmadan önce, susuz kalacağız
Bütün yerkürede yeraltı sularının seviyeleri giderek düşmekte… Buna bağlı olarak tahıl hasadının da düşmesi söz konusu, giderek yiyecek sıkıntısı ve pahalılık ortaya çıkıyor. Çin, Hindistan, Pakistan ve Mısır büyük bir tahıl krizi yaşıyor. Ve su sıkıntısı hızla açlık sıkıntısına dönüşecek…
Artık su hakkında yeniden düşünme zamanı, bilinçlenme ve bilinçlendirme zamanı…
İlk yapacağımız şey ağaç dikmek ama diktikten sonra bakımını yapmak gerek. Çamaşır ve bulaşık makinelerini tam dolmadan çalıştırmayın. Sıcak havalarda hafif giysiler giyip, klima değil vantilatör kullanın.
Balkonları yıkamak yerine paspaslamayı tercih edin. Duşunuzu kısa tutun. Bahçelerinize çiçek ve çim seçerken susuzluğa dayanıklı türleri seçin. Su kaybının az olduğu sulama sistemlerini kullanın. Sebze yıkadığınız hatta haşladığınız sularla bitkilerinizi sulayın.
Bütün bunlar size, daha çok uzak olasılık gibi geliyorsa, susadığınız an su içmeyin ve lütfen bir saat dayanın…
İnternetten aldığım bilgileri paylaşarak, bugün “bol olduğunu sandığımız suyu” özenli kullanmamız gerektiğine dikkat çekmek istedim. Eminim herkes düşününce suyun ekonomik kullanımı ile ilgili yeni fikirler üretebilir.
Belki Belediyeler eski sarnıç sistemini yeniden hayata geçirmeliler… Üniversiteler tuzlu deniz suyunu temiz suya dönüştüren sistemleri daha ucuza üretme yolunu araştırma konusu yapabilir. Sanayiciler endüstride kullandıkları suyu en aza indirecek yollar aramalılar. Örneğin eskiden mermer, sürekli akarsu altında kesilirdi, şimdi sanırım susuz kesen makineler kullanılıyor. Tarımda devletin desteği ile damlama sulama yaygınlaştırılmalı. Toplu yaşanan okullarda, camilerde sensörlü çeşmeler yaygınlaştırılmalı…
Evlerde kullanılan su kişi başına göre hesaplanarak belli bir m3 den sonrası daha pahalı tarife olmalı…
Kısaca; “Su Hayattır” sözünü çocukluğumuzdan beri duyarız. Şimdi “Su Hayattır”ı düşünmek zamanı, düşünmek, sorumluluğu duyarak harekete geçmek zamanı…
|