SEMRA NOMAK YAZILARI


SEMRA NOMAK

                Büyük otoyolların kesiştiği, alttan, üstten, köprülerle trafiği rahatlatan kavşaklar her zaman ilgimi çekmiştir. Hele eski halini bildiğim kavşakların, bir zaman sonra mühendislik harikası yoncalı kavşaklara dönüşmesini hep hayranlıkla izlemişimdir.

                Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da TEM otoyolu ile Anadolu otoyolunun kesiştiği kavşak hayranlığımı kat kat arttırdı. Ama bu defaki hayranlığım kesişen yollara değil, yolların arasında kalan yeşil alanlara idi.

                A. Nihat Gökyiğit 1925 yılında Artvin’de doğmuş, Robert Kolejden sonra ABD de inşaat mühendisliği eğitimi almış. Başarılı bir iş yaşamı ve bir dizi sosyal sorumluluk projelerinde çalıştıktan sonra 1995 yılında eşi Nezahat Gökyiğit anısına bir hatıra parkı oluşturmuş. 2002 yılında bir botanik bahçesine dönüştürülen park, dünyada karayolları kavşağı üzerinde kurulmuş olan ilk ve tek botanik bahçesiymiş.

Karayolları 500 dönümlük bu kavşağı A.N.G vakfına 25 yıllığına tahsis etmiş. Şehrin ortasına, defalarca geçtiğimiz yollar üzerinde kurulan bu parkı gezerken sevincim, gururum, hayranlığım hatta kıskançlığım arttı. Bitki, börtü-böcek merakım iyice depreşti, oradan çıkasım gelmedi. Kocaman bir sınıfmışçasına arı gibi çalışan görevlileri izlemek, çalışmaları hakkında bilgi almak, hatta onlara yardım etmek istedim.

Bu botanik bahçesinin amaçlarını sıralarsam, sizin de hayranlığınızı uyandıracaktır eminim.
* Dünyadaki canlılığın gerçek ve tek garantisi olan bitkilerin önemi ve değeri hakkında toplumu bilgilendirmek, 
* Türkiye’nin zengin bitki örtüsü hakkında bilimsel araştırmalarla belgelenmiş koleksiyonlar oluşturarak bir bitki danışma merkezi oluşturmak,
* Dünyadaki biyolojik çeşitliliği endemik, ender ve tehdit altındaki bitkileri koruyarak desteklemek,
* Ekonomik ve faydalı bitkilerle insanlar arasındaki ilişkileri araştırıp, sergileyerek kültür mirasını korumak,
* Giderek artan bir tehdit oluşturan susuzluğa dayanıklı bitkileri sergileyerek erozyon ve çölleşmeyle mücadeleye yardım etmek…

                 
İki kıtanın birleştiği hatta üçüncüye komşu çeşitli iklimlerin yaşandığı Türkiye yüzölçümü, dünya kara yüzeyinin % 06’sını kaplamasına karşın, dünyadaki tüm bitki türlerinin % 2,5’unu barındırdığı söyleniyor.
Karasal, Akdeniz ve Okyanus iklimlerinin etkisi görülen tek ülke olan Türkiye’de çok çeşitli bitki türü bulunmaktadır.

                Botanik Bahçesini tanıtan broşürlerdeki bilgilere göre; Anadolu’da elmada 500, erikte 200, şeftali de 100 ve üzümde 1200 den fazla çeşit yetişiyor.
5.500 km2 lik bir alana sahip olan İstanbul ili, 2.450 biyolojik çeşitliliği barındırıyor. Bu sayı İngiltere ve Hollanda’dan daha fazla.
Anadolu topraklarının % 26’sı ormanla kaplı, bu ormanları oluşturan 564 ağacın 76’sı endemik, yani sadece Anadolu topraklarında yetişiyor. Avrupa’nın tamamında 27 meşe türü varken, yalnız Türkiye’de 18 tür meşe bulunmakta…
Avrupa’daki toplam endemik bitki türü sayısı yaklaşık 3.500, Sadece Türkiye’deki endemik bitki türü sayısı yaklaşık 3100.
Türkiye de her 6 günde yeni bir bitki türü keşfediliyor. 30’u aşkın meyve türünün kökeni olan Anadolu; incir, üzüm, zeytin, kiraz ve fındığın anavatanıdır.

Parkta yapılan “araştırma, inceleme, iyileştirme, üretme, deneme” çalışmaları çok ilginç; örneğin Aydın-Kuşadası, Dilek yarımadası’nın doğal bitkisi olan Tülüşah’ın nesli tükeniyorken, bu parkta yeniden yetiştirilip, en iyi zamanı kollanarak götürülüp değişik alanlara tekrar korumalı olarak dikiliyor, doğal hayattan yok olmaması sağlanıyor.

Tıbbi bitkiler toplu olarak bir alanda sergilenerek insanlara tanıtılıyor.

Sanırım “Nezahat Gökyiğit Botanik Parkı”nı kısaca anlatmak pek mümkün olmayacak Olaylar, gazeteler, televizyonlarla kararan içimi sıcacık yapan bu parkı epeyce zaman anlatıp duracağım.

Hepsinin güzeli de orada çalışanların çıkardığı güzel mi güzel bir dergi “Bağbahçe”, satır satır okunası, seyredilesi bir dergi. Eşimle İstanbul’daki son günümüzde yine parka gidip iki ayda bir çıkan bu dergiye “Urla Halk Kütüphanesi”ni abone yaptık, merakla gidip orada okuyacağım. Eski sayılarını da aldık, önce kendim okuyacağım, sonra onları da kütüphaneye götüreceğim…

Yol kenarında hiç gözümüze ilişmeyen narin bir çiçeğin -adını, ne işe yaradığını veya sadece o yöreye ait olduğunu- öğrenmek beni çok heyecanlandırdı.